Bu nokta gerçekten çok kritik ama ne yazık ki en çok atlanan yerlerden biri. Birçok hesap, ilk 100–200 takipçiye ulaştığında hâlâ “küçük” olduğunu düşünüp mesajları geçiştiriyor, yorumları cevapsız bırakıyor ya da “sonra dönerim” diye erteliyor. Oysa tam da bu dönem, bir hesabın geleceğini belirleyen en hassas aşamadır.
Çünkü erken gelen takipçiler sıradan değildir. Seni algoritma önerdiği için değil, bir şey hissettikleri için bulmuşlardır. Paylaştığın bir cümlede kendilerini görmüş, yazdığın bir yorumda samimiyet hissetmiş ya da yaklaşımını kendilerine yakın bulmuşlardır. Yani zaten gönüllü olarak oradadırlar.
Bu kişilerle kurulan iletişim, hesabın karakterini oluşturur.
Bir yoruma cevap vermek sadece bir nezaket değil, aynı zamanda “buradayım” demektir. Bir mesaja dönüş yapmak, takipçiye şunu hissettirir: “Ben sadece bir sayı değilim.” İşte bu his, insanları hesapta tutan şeydir. Çünkü sosyal medyada insanlar içerikten çok, karşılık görmeye bağlanır.
Algoritma tarafı da bunu fark eder. Yorum alan, mesajlaşması olan, etkileşimi çift yönlü ilerleyen hesapları daha canlı kabul eder. Yani sen birine cevap verdikçe, sadece o kişiyle bağ kurmazsın; aynı zamanda görünürlüğünü de artırırsın. Bu, büyümenin en doğal yollarından biridir.
Ama işin belki de en güçlü tarafı insan tarafıdır.
Birine ismiyle hitap etmek…
Daha önce söylediği küçük bir detayı hatırlamak…
“Bunu geçen gün sen söylemiştin” demek…
Bunlar çok basit gibi görünür ama etkisi büyüktür. Çünkü insanlar fark edilmek ister. Kendini özel hissettiği yerde kalır. Kendini değerli hissettiği yerde de destek olur, paylaşır, önerir.
İlk takipçiler genellikle sessiz ama sadık olur. Onlarla kurulan bağ, ileride gelecek yüzlerce kişinin temelini oluşturur. Bu yüzden büyüme, çoğu zaman dışarıdan değil; içeride kurulan bağlardan başlar.
Kısacası mesajlara dönmek, yorumlara cevap vermek zaman kaybı değildir. Tam tersine, hesabın en güçlü yatırım alanıdır. Büyük kitleler gelmeden önce küçük bağları önemseyenler, uzun vadede çok daha sağlam ilerler.
Ve çoğu zaman gerçek büyüme, tam da burada başlar.